DİNİ SAYFALAR

 

Efendim lütfen bu bilgileri dostlarınızla ve ihtiyaclıları ile paylaşın, bunlar küçük şeylerdir ama ihtiyaçlının yanında değeri büyüktür. öğreniniz ve öğretiniz halka ayırt etmeden hizmet Hakka hizmettir

 

 

 

      DİNİ HİKAYELER

Elhamdülillah Müslümanız

 

Kafkas kartalı diye anılan Şeyh Şamil, çarlık Rusyasının düzenli ordularına karşı Kafkasyanın bağımsızlığı için bir avuç fedakar ve sadık adamıyla uzun yıllar çarpışmıştı... Onların her türlü imkana sahip orduları karşısında, çetin mücadeleler vermiş; ama kahraman askerleri de dahil olmak üzere eksilen hiçbir şeyi yerine koyamadığı için sonunda mağlup olup esir düşmüştü.Tabi ki Rus Çarı, cesaret ve kahramanlığına hayranlığından dolayı onu bir esir gibi değil, bir misafir gibi karşılamıştı. Üstelik sarayında Şeyh Şamil için bir de ziyafet düzenledi. Rus askerlerini de aileleriyle birlikte yemeğe davet etti...
    Dağlarda yaptığı mücadele esnasında aylardır tam olarak karnını doyuramamış olan Şeyh Şamil iştahla yemeğini yiyordu ki; Rus Çarı onun bu haliyle istihza etmek istedi. Etrafındakilere;
   - Bu adam bu iştahla korkaım bizide yer!!! dedi.
   Çarın bu alaycı sözünü duyan Şeyh Şamil, bu lafın altında kalırmı? Gümbür gümbür cevap verdi :
   - Korkmanıza gerek yok! ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIZ BİZ DOMUZ ETİ YEMEYİZ!!!!! dedi

Ateşe dayanacağın kadar günah işle

Bir gece vakti bir padişahın kızı bir alimin evinin kapasına gelir ve kapıyı tıklar alim şaşır fakat kızı içeri alır mecburen (o zaman alimlerin bulundukları yer bir odadan daha küçüktür)kız bir köşede oturu işte sınav başlar alim nefsiyle savaşmaya başlar şeften vesvese verir.Şeytan her vesvese verdiğin de alim elini yana mumun üzerine götürür.Ve kendi kendine 1sn dayanamadağım ateşe neasıl bakayım kıza bunu ömer dünyada belki 10 katı yanarım.Ve sabah kız saraya gider padişah alim çağırır teşk.eder alimin kolu wsarılıdır padişah sorar kolun neden sarılıdır.Alim de anlatır.Meğer kolu sarılı olmasının sebebi sabaha kadar şeytan vesvese vermiş oda şeytan ne zaman vesvese verdiğinde elini muma götürmüş.padişahda kızını alimme vermiştir.

İşte arkadaşlar insan ateşe dayanacağı kadar günah işlemeli.İnsab 1 sn ateşe dayanamıyor nasıl o kadar günah işliyor bilinmez ama ne yazıkı bize günah işlediğimizde bile farkına varamıyoruz.
İnsan 1 dk zevk içim acaba kaç yıl ateş de yanacak

FAKİR VE KÖR

Kibirli ve zengin birisi kapısına gelen bir fakire bir şey vermediği gibi, onu hem paylar hem de kapıyı yüzüne kapatır.. Zavallı fakir içlenir; bir tarafa çekilir ve oturur, ağlamaya başlar.. Bir kör, onun ağlamalarını duyar. Kalkar yanına gelir, niçin böyle üzgün olduğunu, ağladığını sorar.
Fakir olanı biteni anlatır.
Kör, teselli vererek, üzülmemesini, kendi evine gelmesini, evinde kalmasını, ekmeğini çorbasını kendisiyle paylaşmasını ister ve ısrarda eder. Fakir onun içtenliği ve ısrarı karşısında kabul eder, onunla gider.
Kör ona karşı çok güzel bir konukseverlik gösterir. Fakirin, hem karnı doyar hem de gönlü hoş olur. Gönlü öyle hoş olur ki, o hoşnutluk içinde:
- Sen bana evini açtın, sen bana gönlünü açtın, Kadir Mevlam da senin gözünü açsın, diye dua eder.
Gece olur, körde bir gariplenir bir gariplenirki, o gariplik içersinde gözünden birkaç damla yaş damlar, gözleri birden açılır. Görmeğe başlar.
Körün görmesi ile ilgili haber bir anda şehirde yayılır. Yer yerinden oynar. Bu haberi onu kapısından kovan, kovmakla kalmayan taş yürekli de duyar. İşin doğruluğunu anlamak için gözü açılan şahsa gelir:
- Çok şanslıymışsın. Gözün nasıl açıldı, kim açtı.
- Hey! seni gidi gafil seni, sen nasıl bir adammışsınki, öyle bir mübarek zatı azarladın, üzdün, yüzünü yıktın. devlet kuşunu bıraktın, baykuş ile meşgul oldun. Gözümün kapısını, senin yüzüne kapıyı kapattığın o kimse açtı.
- Desene kendime yazık ettim, öyle bir doğanmış ki öyle bir devletmiş ki, kıymetini bilemedim, bana değil sana nasip oldu, ben avlayamadım sen avladın, der ve kıskançlıkla parmağını ısırır.
Dişini sıçan gibi hırsa batırmış kimse koca doğanı nasıl avlayabilir? İyilerin bastıkları toprak dermandır, göz açar. Ancak gönül gözü kör olanlar o dermandan gafildirler, kıymetini ne bilsinler

YEMEKTE BESMELE VE ŞEYTAN

Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah’ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu:

— Muhakkak ki şeytan, Allah’ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah’a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi.
(Müslim, Ebû Davud, Neseî)
Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:
Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
— Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular

İKİ ARKADAŞ

İki arkadaş varmış. Bunlar Allahiçin hayırlı bi şey yapmak istemişler. Beraber yola çıkmışlar. Arkadaşlardan birisi yolun üzerindeki bir mağarayı göstermiş ve 'ben bu mağaraya gireceğim ve burada Allah'a 40 sene ibadet edeceğim' demiş. Diğeri ise 40 sene boyunca ilim öğreneceğini söylemiş. Aradan 40 sene geçmiş ilim öğrenmeye giden arkadaşı mağarada olan arkadaşının yanına gitmiş ve mağarada olan arkadaşı namaz kılıyormuş, arkadaşına 'hemen selam ver'demiş.selam verdikten sonra. Diğeri 'neden' diye sormuş.'o sarığının arasındaki ne' diye sormuş arkadaşı 'sorma kardeş ben bir hata yaptım mağarada bir fare beni sürekli rahatsız ediyordu ben de yalnışlıkla üstüne bastım ve onu öldürdüm. Sonra bu yaptığıma çok pişman oldum ve onu aldım sarığımın arasına sardım kendimi affettire bilmek için 40 sene boyunca onunla ibadet ettim'demiş. İlim öğrenen 'arkadaşım sen 40 sene boyunca boşuna ibadet etmişsin dinimizde namaz kılarken Necasetten taharet gerekir yani temiz olmamız gerekir buyuruluyor.'demiş.

   ARKADAŞLAR İLİM ÖĞRENMEK HER MÜSLÜMANA FARZDIR BUYURULUYOR. HEPİMİZ BOŞYERE İBADET ETMEKTENSE İLİM ÖĞRENİP İBADET ETMEK DAHA İYİDİR